BAYDER | Bayburt Tarih-Kültür ve Edebiyat Derneği

Kültür Sohbetlerinde ‘Selçuklularda İstihbarat’ sunumu

Bayburt Tarih-Kültür ve Edebiyat Derneği tarafından düzenlenen kültür sohbetlerinin bu haftaki konusu Selçuklu Tarihi oldu. Atatürk Üniversitesi Tarih Bölümü doktora öğrencisi Yavuz Delibalta, Yeditepe Yayınları’ndan ‘Selçuklularda İstihbarat’ adıyla kitaplaşan yüksek lisans teziyle ilgili bir sunum yaptı.

Delibalta, ifşa olunan istihbarat faaliyetlerini satır aralarından çıkarılan kırıntı bilgilerle oluşturduğunu ifade ederek, konuya istihbarat faaliyetlerinin ilk görüldüğü yıllardan başladı.

Delibalta, örnekler vererek başladığı sunumunda, “Eski Hitit ve Mısırlılarda en eski casusluk kayıtları var. Mesela Mısır Kralı III. Tutmosis Yafa kentini kuşatmak için gönderdiği adamlarını un çuvalı içerisinde göndermiş. Hitilerden II. Ramses ordularının yerini söylemeleri için esirleri döverek sorgulatıyor. Yunan Ordusu 9 yıl Truva şehrini kuşatma altında tutuyor, bir türlü fethedemiyor. En sonunda tahta at heykelleri içine yerleştirilen casuslar sayesinde şehri kuşatıyor. Eski Yunanlılarda kölelerin saçları traş edilerek kafa derilerine bilgiler yazılıyor. Daha sonradan kölenin saçı uzayıp mesaj görünmez olunca köle gönderiliyor. Gizli haberleşme yönetemlerinde çok ilginç şeyler var” dedi.

İstihbarat faaliyetlerinde en önemli devletlerden birinin de Gazneliler olduğunu ifade eden Delibalta, “Bu konuda Seçuklulardan önce en dikkat çekici devletlerden biri Gazneliler. O kadar büyük ehemmiyet vermişler ki kendi içlerinde de casuslar bulunduruyorlar. Sultan Mahmut ve oğlu Sultan Mesut, ikisinin de birbirlerinin saraylarında casusları bulunuyor. ‘Mahseni Esrar’ diyorlar istihbarat teşkilatına. Hatta Sultan Mahmut en iyi arkadaşı ve sırdaşını bu teşkilatın başına geçiriyor. Nizamülmülk, ‘Gazneli Mahmut zamanında istihbarat o kadar çok gelişmişti ki, çok uzak vilayetlerden çalınan bir tavuk bile olsa onun haberini hemen alabiliyordu’ diyor” dedi.

Anadolu’nun fethinde istihbarat faaliyetlerinin önemi

Selçuklular döneminde istihbarat faaliyetlerinin çok önemli bir boyuta taşındığını söyleyen Delibalta, Anadolu’nun Türk yurdu olmasında istihbarat faaliyetlerinin çok büyük bir yerinin olduğunu belirttiği konuşmasında, “Selçuklulara geldiğimizde ilk başta göçebe bir toplum. Yerleşik bir devlet teşkilatlanmaları yok. Bu dönemde Kınık boyundan casuslar görevlendirdiklerini biliyoruz. Mesela Aslan Yagbu var, bu kişi Gazneli Mahmut tarafından bir hile ile yakalanarak Kanije Kalesi’nde hapsediliyor. Selçuklu Türkmenleri Aslan Yagbu’yu kurtarmak için oduncu ve sucu kılığında iki askeri kamufle ederek kaleye gönderiyorlar. Bunlar girdikleri kılıkta bir süre bilgiler toplayarak onu kaçırmanın planlarını yapıyorlar. Yine bu dönemlerde Karahanlı Buğra Han ayakkabıcı kılığında bir casus gönderiyor. Bu casusu kunduracı aletlerinin sapları oyulmuş, bu sapların içerisinde mektuplar, pusulalar yerleştirilmiş bir şekilde donatıyor. Tuğrul ve Çağrı beye bu şekilde haber gönderiyorlar. Bu casus Gazneliler tarafından şüpheli hareketleri dolayısıyla yakalanıyor. Daha sonra itiraf ediyor herşeyi. Yine Çağrı Bey izleme ve keşif hareketleri ile istihbarat faaliyetlerinde bulunuyor ki Anadolu’nun fethi de böyle başlıyor. Çağrı Bey gündüzleri gizlenip geceleri azar azar ilerliyor ve Anadolu’ya kadar gelip keşif yapıyor. Daha sonra yine dönüşünde aynı şekilde birliği dağıtarak Gazne ülkesinden geçiyor. Oradan da esnaf kılığında geçiyor. Gazneli Mahmut bunu duyunca kendi askerlerini cezalandırıyor. Çağrı Bey bu gezinin ardından verdiği bilgide ben Anadolu’yu gezdim, gördüm, oralarda bize karşı çıkacak bir güç yoktur. Selçuklular bunu stratejik bir bilgi olarak beyinlerine kazıyorlar. Ve Anadolu keşif politikası bundan sonra başlıyor” ifadelerini kullandı.

Sultan Alparslan isitihabarata önem vermezdi!

Selçuklular devrinde yalnızca Sultan Alparslan’ın istihbarata faaliyetlerine önem vermediğini, teşkilatı lağvettiğini fakat kaderin bir cilvesi olarak kızının casusluk suçlamasıyla öldürüldüğünü belirten Delibalta, “Yalnız Alparslan döneminde gediğimizde, Sultan Alparslan’ın istihabarata önem vermediğini görüyoruz. Teşkilatı lağvedip, teşkilatın başına atama yapmıyor. Sultan Alparslan’a bu sorulduğunda, ‘Bunlar dostu düşman, düşmanları dost gösterebilirler. Düşman ve dostlarımız hakkında yanlış bilgiler verebilirler’ diyor. Bu yüzden Sultan Alparslan zamanında bu teşkilat işlememiş. Tabii bunu derken Sultan Alparslan da açık kaynaklardan bilgileri dikkate almaya devam etmiş. Sadece casus görevlendirmiyor. Faydadan çok zarar getireceğini düşünüyor. Yalnız çok ilginçtir, Sultan Alparslan’ın kızı casusluk suçlaması ile öldürülüyor. Alparslan kızını Karahanlı Hükümdarı Şems ül-Mülk Nasr ile evledirmiş. Bir zaman sonra Nasr, ‘Sen benim karım değil, bana gönderilmiş bir casussun. Kardeşini, ülkemi tahrip etmesi noktasında kışkırtıyorsun” suçlamasıyla ile vura vura öldürüyor” dedi.

Savaş durumunda karşı tarafa gönderilen barış elçilerinin de aslında bir istihbarat faaliyeti olduğunu ve elçilerin çok iyi yetişmiş hazır cevap kişiler olduğunu aktaran Yavuz Delibalta, konuşmasını Malazgirt Savaşı öncesi yaşanan konuya örnek bir hadise ile noktaladı:

“Savaş durumunda Selçuklu hükümdarları karşı tarafa barış elçisi gönderiyorlar. Buradaki asıl maksat karşı tarafın ordusunu, arazi durumunu, savaş düzenini, silahları tehçizatı hakkında bilgi edinmek. Bu kişiler iyi yetiştirilmiş bilgin kişilerden seçilir. Mesela Malazgirt Savaşı öncesinde Romen Diyojen’e elçi gönderilir. Bu elçi kıvrak zekasıyla dikkat çekiyor. İmparator Diyojen ona ‘İsfahan mı iyidir, Hamedan mı iyidir” diye soruyor. Elçi, ‘İsfahan iyidir’ diye cevap veriyor. Bunun üzerine Diyojen, ‘Doğru diyor. İsfahan iyi, biz İsfahan’da kışlarız, biniterimiz de Hamedan’da kışlar.’ Burada alaycı bir uslup takılıyor. Bunun üzerine elçi tarihi bir cevap veriyor: “Binitleriniz Hamedan’da kışlar ama sizin nerede kışlayacağıızı bilemem”. Binitlerin Selçuklu ordusunca ganimet alınacağını belirten ironik bir cevap veriyor.”

BAYDER Başkanı Fatih Dündar, Anadolu’nun fethine de vesile olan çok kıymetli bilgilerle ilgili çalışmasından dolayı Tarihçi Yavuz Delibalta’ya teşekkür etti.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ